yunanistan maceramın ikinci ve son durağı olan ioannina dan sevgiler. yanya diye telafuz ettiğimiz bu güzide şehrimiz şöyle bişey

şu an delilercesine yağmur yağmakta ben de cicik otel odamdan bunları yazmaktayım. öncelikle atina kısmısından başlayarak anlatayım.. atina dünyanın en güzel memleketi olabilir bana göre..bütün evler beyaz-koyu renkte hiç ev görmedim gerçekten- her yer hanımeli, limon ağacı, bütün evlerin bahçeleri var yollar tertemiz ve mis kokulu. örnek fotoğraf koymak için hemen fotoğraf makinemin kablosunu bulayımm.

buldum! burası acropolis' in mekanı. ilk gün uçaktan indiğim gibi acropolis'e götürüldüm. acropolis inanılmaz! en tepeden görülen manzara ise daha şahane..ama bence en güzel kısım acropolis in dibindeki Plaka denen yerleşim yeri.daracık sokaklarında bir ömür geçirebilir insan :)


yanında kaldığım insanların çok cici bir torunu var ki kendisi benim için erkek çocuk doğurmayı düşünme sebebim oldu :D adı cristos-dedesinin adı- ama tito diyolar karışmasın diye. birlikte yunanca avatar ve daha çeşitli çizgi filmler seyrettik :)

(bu fotorafta olduundan bin kat daha güzel gerçek diyorum hele bir kirpikleri var pii)
öbür gün atinada boykot olduğu için akşama kdar evden çıkamadık sadece bir pontus müzesine gidebildik. akşam piraeus'a gittik.atinanın dibinde bir liman kentiymiş. tam benim sevdiğim gibi tepelerin üstünde küçük katlı evler ve mis gibi deniz kokusu:) sabah deniz kıyısından havaalanına vardık ve kaldım tek başıma.. üstelik 3 saat atina havaalanında mahsur kaldım sonunda pırpırlı uçağımız geldi. bu arada bir kaç türkle tanıştım ki tiksindim kendilerinden gerçekten türk akademisyenler inanılmaz egosavar. kendilerini öyle bişey sanıyolar ki delirtiyorlar beni..yapmacık yapmacık güldüm ben d onlara geldim ioannina'yaa.
otelim tam merkezde etrafında müzeler kiliseler falan var ama hiçbirini gezemiyorum! çünkü her yer kapalı. öğlen kahve içtiğim yer 5 te kapanmış =/dükkanlar kapalı müzeler kapalı anlamıyorum=( şu yağmurda mis gibi müze gezilirdi halbuki neyse.. salı ya sakladım hepsini:) yanlışlıkla arkeoloji müzesini ararken kendimi veli paşa camii nde buldum-tabi ki kapalıydı-. bu bölge söylenene göre biraz daha varoş ama bana kalırsa gene de çok güzel.

ve tabi ki her yerden bir monument olsuun bir tarihi kalıntı olsun burda da fışkırıyor.

işin ilginç yanı ama bence gençler burda çok daha aktif bi şekilde isyankar. hiçbir bina görmedim ki üstünde bi yazı bişey olmasın. bunlardan biri sokakta broşür dağıtırken beni akşam bir partiye davet etti. üniversitelilerin işsizlik sebebiyetiyle(!) verecekleri bu parti umarım yağmurun gazabından mahvolmaz.
şimdilik bu kadar :) akşam önce sempozyum kokteyline sonra partiye gitmek gibi planlarım var. tabi yağmur dinerse. birkaç ufak not da şöyle ekleyeyim..
-nereye oturursanız direk buzlu su getiriyorlar ki çok güzel buldum ben bu işi
-gerçekten adamları bi ayrı güzel.büfeci bile güzel yani o derece hepsi güzel yaşlısı çocuğu bayaa yani bayaa
-kimse pek ingilizce bilmiyor ama çat pat herkesle anlaşılıyor
-yeme içmeden başka yaptıkları bir olay yok gibi görünüyor :D cafeler barlar tıklım tıklım dün oturacak yer bulamadım merkezde
-bizim şu metroda bilet basıp geçtiğimiz şeylerden yok. bilet alıyosun geçiyosun ama kontrol eden kimse yok. tabi ki gene de herkes biletini basıyor ama çok ilginç geldi bana. küçük hesapların adamları değiller yani azizim :P
-ayakla basılan sifon gördüm!
-winston 3 euro :D
-herkes işsizlikten yakınıyor
-her yerde döner var gerçekten
-çılgınlarcasına ezel izliyorlar bu arada ve böyle şeyleer :) aklıma geldikçe yazarım daha. ha bi de kedi yok doğru düzgün sokaklarda kara sinek yok ayrıca! hadi öptüm çüüz